Kuka ya da kukla işte.

Bowling oyunundaki kukalara benziyoruz daha çok. Aileler halinde getirilip ortaya dikiliyoruz, yaklaşık dokuz kuka. Bodur ve tahtadan oracıkta dikilip duruyoruz. Yanı başımızdaki öbür kukalarla bir ilişkimiz yok. Bizi devirecek darbenin izleyeceği yol, çoktan belirlenmiş durumda; salak¢a bekleşiyoruz; bir darbe karşısında bitişiğimizdeki kukalardan devirebildiğimiz kadarını deviriyoruz bizimle, bitişik kukalara aktardığımız darbe onlarla aramızdaki biricik noktadır, hızla akıp giden bir varoluş sürecinde bu ortak noktayı birbirimize çok görmüyoruz. Arkadan yeniden kaldırılıp dikiliyoruz ortaya. Ama böyle de olsa, yeni yaşamda eski varlığımızı koruyoruz. Ne var ki, dokuz nüfuslu aile içindeki yerimiz değişiyor yalnız, hatta bazan bu da olmuyor, tahtadan ve salakça yine eski darbeyi gözlemeye başlıyoruz.
Elias Canetti | Marakeş'te Sesler

Hiç yorum yok: